Yaralı ruhlar rıhtımında
Kurtarıcım gelecek diye beklerim
Karanlık günışığında
Ruhum ürperir, inler, sökülür
Gelmeyecek olan geminin iniltisiyle denize dökülür
Hani yarabandı iyileştirir derdin ama
Üzerime giydiğim cesedin ağırlığı canımı yakar
Atasım var üzerimden bu laneti
Kıvranır dururum karanlık günışığında yanarken
Küllerim içime doğar
Tekrar tekrar denize savrulurum.
Ben ki,
Susarak çığlık atmaya yeminli dillerin oğluyum
Annemin karnında unutulmuş bir dua gibi
Dökülürüm, tutunamam kendime bile.
Tanrım,
Bu neyin kefaretiyse; ödenmedikçe, kabuk tutmaz
Ve ben her gece
Gözlerimi değil, ruhumu yumarım karanlığa.Bir zamanlar adına “ben” dediğim
Kırık bir aynanın kenarında kanar hâlâ
Her yansımam bir başka yüz,
Her yüz bir başka terk ediliş
Ve hepsi aynı suskunlukla örter gözlerimi.Ey en derin gecemin bekçisi,
Bir ıslık çal da sesinle uyanayım
Ya da yok say beni de,
Bir taş gibi at şu yokluğa.Çünkü içimde
Sönmemek için çırpınan bir kor durur hâlâ.